BANU’NUN BLOĞU

Çocuklarımıza Neler Oluyor!

Bugün bir anne olarak çok ama çok üzgünüm, küçücük bedenleri toprağa verilen çocuklarımız, fedakar öğretmenimiz, onların aileleri, arkadaşları….
Bugün yasımız var…
Bir anne ve savunma hocası olarak duygu ve düşüncelerimi, ailerle paylaşmak istediğim önemli noktaları bu yazı aracılığı ile iletmek isterim.
Pandemi döneminin başlarıydı değerli bir psikiyatrist hocamız görüşmelerimizden birinde pandemi sonrasında ciddi bir “duygusal patlama” beklediklerini, ailelere ve okullara çok büyük sorumluluklar düşeceğini ama ne yazık ki buna yeterince hazırlıklı olunmadığını ifade etmişti.
Bu sözleri dün gibi aklımda, pandemi çocuklarımızı alıştıkları arkadaş ortamından, duygusal bağlardan, rutinlerinden uzaklaştırdı. Belirsizlik, kaygı, umutsuzluk…
Ev içinde büyüyen stres, öfke ve çaresizlik…Çocuklarımız sadece kendi duyguları ile değil ebeveynelerinin duygu ve öfkeleri ile baş etmek zorunda kaldı.
Bazı çocuklar sürekli baskı altında kaldı.
Bazıları ise tamamen kendi hâline bırakıldı.
Ebeveynlerinin başa çıkamadığı ve destek almadığı bu dönemde en çok ihtiyaçları olan ilgi ve sevgiyi bazı çocuklarımız ne yazık ki ailede değil internette, onların bu zayıflıkları ile beslenen kişi veya gruplarda, zihinlerinin kapalı mahzenlerinde buldular.
Pandemi sonrası gerçeklikle bağları kopmuş, ihtiyaçları olan sevgi, ilgi ve desteği alamamış veya aldıkları yetmemiş, aile içi stres, mutsuzluk ve umutsuzluklarla başa çıkamamış ve bu duygulardan kaçınmak için hissizleşmiş pek çok çocuk tekrar dış dünyaya döndü.
Yardım isteyen, sesi duyulan çocuklar destek alırken, pek çok sebepten dolayı sesi aileleri ve okulları tarafından duyulmayan çocuklar ise her geçen gün daha derin bir sessizlik, hissizlik ve öfke ile baş başa kaldılar, bir kısmı kendini tamamen izole etti, bir kısmı içine kapandı.
Bir süre sonra ise haberlerde yaşıtları tarafından saldırıya uğrayan ve yaşamını kaybeden, organize olup yaşıtlarına zorbalık yapan, evine kadar takip eden, tehdit eden, korku dolu günler yaşatan, öfkesini haykırmak için okula gelip öğretmenimizi katleden ve bugün ard arda okul saldırıları ile çocuklarımızı hayattan kopararak hepimizi derinden yaralayan çocuklarımız.
Hepsi bizim çocuklarımız, hepsi ne umutlarla dünyaya getirilen ancak nasıl hayatlar ve neler yaşadıklarını bilmediğimiz çocuklarımız.

Anne baba olmanın ne kadar ağır bir sorumluluk olduğunu bir kez daha hissediyoruz.
Farkında olmadan yaptığımız hatalar, eksiklerimiz…
Her yeni çağın getirdiği zorluklar…
Ve tüm bunların içinde sağlıklı, mutlu, dengeli bir çocuk yetiştirmenin ne kadar zor olduğu…

Ama belki de bugün, en çok şunu hatırlamamız gerekiyor: Çocuklarımızın en büyük ihtiyacı kusursuz ebeveynler değil…Onları gerçekten gören, duyan ve anlamaya çalışan yetişkinler.
Hiç aklımıza gelmeyecek bir kelimemizin çocuğumuzun iç dünyasında ne yankılar oluşturabileceğini bilemiyoruz,
Çok severken incitebileceğimizi, özgürlük diye verdiklerimize değilde aslında disiplin, istikrara ihtiyaçları olduğunu,
Arkadaş olmamıza değil anne baba olmamıza, bizlerle geçirilecek özel zamanlara,
Telefonda kaybolmamıza değil onun gözlerinin içine bakarak gününün nasıl geçtiğini dinlememize ihtiyaçları var.
Ve bir savunma hocası olarak çocuklarımızın birebir vakit geçirmeye, yargılanmadan dinlenmeye,
Öfke ve tutkularını aktarabilecekleri bir spor dalına, bu spor dalında muhakkak nefes ve meditasyon çalışmalarına ihtiyaçları var olduğunu söyleyebilirim.
Savunma derslerinde en önem verdiğim şeyler;
Stres, kriz yönetimi,
Strateji kurabilme,
Analiz becerileri,
Özgüven,
Koordinasyon ve sosyal beceriler
Ve tüm çalışmalarımda dersler ilerledikçe yüzlerindeki gülümsemenin arttığını, neşelerinin etrafa yayıldığını, sakinleştiklerini, sosyal becerilerinin özgüvenlerinin artışı ile paralel geliştiğini gözlemledim.
İhtiyaçları olan donanımı, sevgiyi, ilgiyi, yargısız dinlemeyi, saygı, sevgi ve empati becerilerini geliştirebilecekleri sosyal, eğitsel ve toplumsal destek ağlarının kurulması gerekiyor. Bu konuda da hem ailelere, hem okullara hem de ilgili kamu kuruluşlarına çok büyük görevler düşmektedir.
Yapılacak çok fazla şey olduğuna, umutsuzluk ve suçlamanın bir seçenek olmadığına, yarın değil bugün acil olarak çalışmaların başlaması gerektiğine canı yürekten inanıyorum.

Sevgi ve saygılarımla,

Pages: 1 2 3 4