Yazmaktan Kaçıyordum

Yıllardır içimde yanan yazma ateşinden öyle bir hızla kaçıyordum ki; bırakın sıcağını hissetmek kokusunu, dumanını bile farketmiyordum. Bu kaçışı pek çok şeye bağladım yıllar içinde. Beni tanıyanlar bilir; astroloji, enerji çalışmalarına merakım vardır ve özellikle de enerji konusunda pek çok eğitim ve çalışmaya katıldım enteresan şeyler de yaşadım.
Ama konuyu dağıtmadan sadede geleyim.
İç sesimle ve astroloji haritamın detaylarımla birleştirince eski yaşamlarımdan, atalarımdan, bu yaşamımda yapmam başarmam gerekenlerden yükselen büyük bir haykırış olan yazmanın, seslendirmenin ve paylaşmanın yaptıkça karşılığında gördüğüm linç, ölüm ve zorluklarındandı kaçışım.
Bildiğiniz korku, yeniden linç yemek, altından kalkamayacağım eleştirilere maruz kalmak, yanlış bir şey yazıp haksız duruma düşmek gibi gibi gibi pek çok korku.
Peki bugün neden bu yazıyı yazıyorum?
Çünkü “50 yaş yazılımı” yükleneli iki yıl oldu. Ve bu süreçte pek çok şeyi kendim için yapmayı, korkmamayı, istediğim zaman nefret, öfke ve kıskançlık seslerini kısabileceğimi, kimseyi mutlu etmek için değil de gerçekten düşünce ve hislerimi paylaşmak için yazabileceğimi bildiğim, anladığım ve içselleştirdiğim yerdeyim. Ve işte tam oradan okumak, zaman zaman konuk olmak, isimsiz kendi hikayesini paylaşmak, okumasının iyi olacağını düşündüğü kişiler ile paylaşan herkese…
Kocaman bir Merhaba,
Neler bekliyor bizi, içimden neler geçiyor hemen paylaşmak istiyorum sizinle.
İki yazı serisi hazırlıyorum bu serilerin isimlerini şimdilik paylaşmayayım sürpriz olsun olur mu?
Bu serilerde kendi anılarım olacağı gibi isimsiz paylaşılacak sizin anılarınız da olacak, bu benim anım diye özellikle belirtmeyeceğim. Ama biliyorum ki; her hikâyenin içinde kendinden bir parça bulanlar olacak. Belki bir cümlede, belki bir duyguda, belki de bir karakterde…
Bu iki serinin yanı sıra;
Bir kadın, bir anne, bir evlat…
Zaman zaman eş, zaman zaman sevgili…
Bir Türk kadını olarak…
Üstelik “olması gerektiği” söylenen okullardan geçmeden, sektörün klasik yollarını izlememiş biri olarak…
Nasıl “ben” oldum?
Neleri aştım, nerelerde zorlandım?
Nasıl düştüm ve yeniden nasıl kalktım?
Neye önem verdim, neyi görmezden geldim?
Kimleri örnek aldım, kimlerden uzak durdum?
Tüm bu rollerle dışarıdan engel, eksik olarak görülenlere rağmen hem kendim hem hayatıma dokunmuş pek çok kıymetli kıymetli kurum, kişi ve dostlarımca onanmış başarılı bir yaşam, kariyer ve rengarenk Banu oldum onu yazacağım.
Belki sonra kitaplarda buluşuruz kim bilir…
Bildiğim şey ben:
yazacağım,
anlatacağım,
paylaşacağım
sizi de bu yolculuğumda isterseniz her adımımda isterseniz arada eşlik eden dostlar olarak beklerim.
Sevgiler,
Banu
